JENERASYONLARI ANLAMAK


Ümmihan Küçük Yazıyor

Uzm. Ümmihan Küçük

YTÜ İnovasyon, Girişimcilik ve Yönetim YL. Mezunu

Öncelikle bir jenerasyonu anlamak istiyorsak bulunduğumuz toplumda yaşayan insanları yaşadığı süreçleri değerlendirmemiz gerekir. Nesiller; aşağı yukarı benzer yıllarda doğmuş olup aynı çağın koşullarını sahip olan, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, yazgıları yaşamış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişiler topluluğudur.

Dünyada var olan nesillere göz atacak olursak ; savaş sonrası dünyada artan bebek doğum oranından sorumlu Baby Boomer nesli ile başlayabiliriz. 1946 – 1964 yılları arasında dünyaya gelen bu kuşak, bir bebek patlamasına neden oldukları için “Bebek Patlaması” kuşağı olarak anılırlar. Yaşamları boyunca önemli politik, sosyal ve ekonomik değişimler yaşamışlardır. Ülkemizin %15,81’i bu kuşağa aittir.

Sonrasında gelen X nesli (1965-1980 yılları arasında doğanlar), “baby boomer” kuşağı ile y neslinin (1980-1999 yılları arasında doğanlar) arasında kalmıştır. İş motivasyonları yüksek olan bu neslin bir diğer özelliği, teknolojinin dünyaya yayılma sürecinin tam ortasında yer almış olmalarıdır. Hala bir çoğu çalışma hayatında yer aldığı ve dünya ekonomisine katkı sağlamaya devam ettiklerinden bir çok fırsata sahip bir nesil olarak görülmesine rağmen; kendini en az ifade edebilen nesil olmuştur. Fikirlerini ifade ederken, bebek patlaması neslinin baskısını üzerlerinde hissetmişlerdir.

Y nesli teknolojinin ve internetin baskın olduğu bir dünya düzeninde yer almıştır. Bu sayede, fikirlerini daha özgür ifade edebilir, açık ve net olarak görüşlerini bildirebilirler. Tüm dünyanın sadece bir tıklama uzaklığında olduğunun farkında olduklarından, dijital yaşamın içindeki varoluşları mevcut alışkanlıklarını da etkilemektedir. Bu nedenle, bir çoğu televizyon izlemek yerine Netflix gibi dijital platformları sundukları özgürlük nedeniyle tercih etmektedir. Bu kuşak, ülke nüfusumuzun büyük bir çoğunluğuna tekabül etmektedir.

1995-2010 yılları arasında dünyaya gelenlerin oluşturduğu Z nesli ise; kendine özgü ihtiyaçlara ve inançlara odaklanır. Satın almak istedikleri şey, deneyimdir. Kendilerinden önceki nesiller üzerinde etkili olmayı arzular. Kitlesel iletişimin gücünü kullanarak , iklim, sosyokültürel ve etik sorunlar, sürdürülebilirlik gibi konularda önceki nesillerin bakış açısını değiştirme yolunda uğraş gösterirler.

2010 yılından sonra dünyaya gözlerini açanları temsil eden kuşak ise Alfa kuşağıdır. Geleceğin dünyasını şekillendirecek olanlardır. Robotik, kodlama gibi teknolojilere hakim yetişen Alfa kuşağı, özgür ruhlarıyla yeni bir gelecek inşa edeceklerdir.

Bugüne dek yaşamış tüm nesiller, kendi dönemleri içerisinde dünya için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış, bu doğrultuda hareket etmiştir. Dünyanın işleyişi, düzeni, politik, sosyolojik ve çevresel şartları değiştiği için, her nesil kendinden önceki nesli eksik ya da yanlış görmektedir.

Bu yazımı, ülkemizde önemli bir kuşak araştırmacısı olan Evrim Kuram’ın anlamlı bulduğum bir sözü ile bitirmek isterim.

“SENİ KENDİME AİT YARGILARLA DEĞİL, SANA AİT GERÇEKLERLE GÖRÜYORUM.”

Bir sonraki yazımda, kuşakları daha detaylı olarak konuşuyor olacağız.

O zamana dek, nesiller birbirini ne kadar tanıyor, birbirlerine ne kadar yakın ya da ne kadar uzaklar görmek için bu videoyu izleyebilirsiniz ….

Jimmy Kimmel’ın programında yayınlanan Generation Gap oyununda iki farklı kuşaktan yarışmacı birbirlerinin kuşağına ait soruları yanıtlıyor. Karşı kuşağı en iyi tanıyan yarışmacı, yarışmayı kazanıyor. Kazanan, karşı kuşağa ait bir ödül alıyor.

Previous Türkiye'nin ilk Decacorn'u : Trendyol
Next İş Bankası'ndan Tarım Odaklı Girişimcilik Programı: WorkUPAgri